...
Dostoyevski, Strakov’a yazdığı 10 Mart 1869 tarihli mektubunda şöyle demektedir: “Sanatçının yaratıcılığı üzerine özel bir görüş edindim; çoğunluğun fantastik ve olanaksız bulduğu şeyler benim için aslında gerçek-olan şeylerdir... Gazetelerde her gün en sıradan ve de en şaşkınlık verici olaylarla ilgili haberler yer almaktadırlar. Yazarlarımıza bu durum fantastik gelmekte ve pek kulak asmamaktadırlar, oysa bunlar birer olgu oldukları için gerçekliktirler de aynı zamanda.” Dostoyevski çağındaki siyasal dengesizliği çok iyi görmüş ve burjuva toplumunda insanlar arasında gitgide artan yabancılaşmayı büyük bir dikkatle izlemiştir. Dostoyevski’nin kanısına göre insanoğlu yaşamında karmaşık sorunlarla, gizler ve gizemlerle karşı karşıya gelmektedir ve kendisi de büyük bir gizdir insanoğlunun. Ancak oldukça garip fenomenleriyle bu dünya Dostoyevski için, kavranılması ve de imgelerle yansıtılması gereken gerçekliğin ta kendisidir.
Olağanla olağandışını birleştirirken Dostoyevski romanlarında süjenin gelişimini dramatik bir gerileme zenginleştirmiştir. Beklenmedik değişiklikler ve felaketler bu bakımdan tipik birer örnek oluşturmaktadırlar. Örneğin “Budala” romanının daha ilk bölümünde gerilim yüklü ve dinamik sahneler birbirini izlemektedir: Prens Mişkin’in General Epançin’i ziyareti büyük bir kargaşaya yol açar, çünkü bu sefil ve yoksul budalanın, aristokratlığa övünmeye düne kadar büyük bir özen gösteren general karısının akrabası olduğu ortaya çıkmaktadır. Olayın yarattığı şaşkınlığın etkisi, prense yöneltilen sorularla artırılmakta ve bu denemenin sonucunda da prensin olağandışı bir insan olduğu anlaşılmaktadır... Nastasya Filipovna ile Rogojin’in de katılmasıyla Ganya İvogin’in evinde geçen olaylar pek öyle her gün karşılaşılan türden olmaz. Ganya İvolgin evlenme teklifinde bulunduğu Nastasya’dan kesin bir yanıt beklemektedir; İvolgin ailesi de bu işe artık olmuş bitmiş gözüyle bakmaktadır. Ancak dostça bu buluşma yerine, büyük bir skandal patak verir: Nastasya, Ganya’nın babasını kin dolu alaylarına hedef alır ve annesiyle kız kardeşine karşı oldukça kibirli davranır. O sırada damdan düşercesine salona giren Rogojin, Ganya’ya hain ve serseri diyerek kabaca hakaret eder. Kardeşinin ses çıkarmamasına içerleyen Ganya’nın kız kardeşi Rogojin’in yüzüne tükürür. Ganya bütün bu olup bitenler karşısında öylesine şaşkına döner ki, kendisini yatıştırmaya çalışan Mişkin’i tokatlar, ama ardından hemen özür diler.
Nastasya Filipova’nın evindeki toplantı da bir dizi beklenmedik olay ve dramatik bir gelişme tarafından nitelenmektedir. Herkes onun Ganya ile nişanlanacağını sanmaktadır; konuların son günlerde meydana gelen değişik olaylar üzerine sürdürdükleri sohbet, Nastasya Filipova’nın ansızın prens Mişkin’e yönelttiği soruyla yarıda kalır: Gavriliy Ardalyonoviş İvolgin’in evlenme teklifini kabul etmeli mi, yoksa geri mi çevirmeli? Prensten, evlenme teklifini geri çevirmesi gerektiği yanıtını alan Nastasya Filipova, konuları şaşkınlığa düşüren Ganya İvolgin’le evlenmeme kararını oracıkta açıklayıverir. Ardından Rogojin’in ortaya çıkmasıyla olaylar yeni bir yön alır; Rogojin kendisiyle gelmesi için Nataysa Filipova’ya yüz bin ruble teklif eder...
(...)
|